Tüp Bebek

  • Gürgan Tüp Bebek Merkezleri Ankara

Güvenli, sorumlu ve tedbirli

bilimin doğruları ve güncel teknolojilerin desteği ile, çifte özel, yüksek başarı odaklı infertilite ve tüp bebek tanı tedavi hizmetlerimiz için,

Biz hazırız…

 

Siz de hazır mısınız?

COVID-19 pandemi günlerinde Sağlık Bakanlığı ve bilim kurulunun kararlarına uygun, ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütlerinin kılavuzlarına uygun, güncel bilimsel verilerin doğrultusunda, “Balanslama Tekniği” ve “Yapay Zeka” sistemlerinin kullanılması ile size özel en yüksek başarı oranına ulaşabilmek için tedavinize hazırlanın!

Özel hasta seçimli koruyucu randevu sistemleri; on-line hasta görüşmeleri; e-clinic uygulamaları; COVID-19 hasta takibi sistemi; sosyal medya bilgilendirmeleri; Gurgan Clinic TV; güvenli tüp bebek, güvenli gebelik, güvenli cerrahi uygulamaları; güvenlik, sorumlu ve tedbirli   hizmet sunumu ve yeni tanı ve tedavi gelişmeleri hakkında bilgiler elde edebilmek ve bilimsel çalışmaların sonuçlarından güncel olarak faydalanabilmeniz için sizleri bekliyoruz.

Siz de hazır mısınız ?

 

Üreme Tıbbı Cerrahisi Derneği Başkanı,

Bilimsel Direktörümüz Prof.Dr. Timur GÜRGAN’ın konu ile ilgili duyurusu aşağıdadır.

[]
1 Step 1
Detaylı Bilgi Formu
Adınız Soyadınız
Telefon Numaranız
Şehir
Yaşınız (Bayan)
Fileupload
Tahlillerinizi Yükleyin...
Öğrenmek İstediğiniz Soruları Ayrıntılı Biçimde Yazınız.
0 / 1000
Previous
Next

İlgili duyuru metni:

COVID-19 virüsünün yayılması Aralık 2019’da Çin’de başlamış ve bütün dünyaya yayılarak insan sağlığını tehdit eden ayrıca yine sosyal, psikolojik, ekonomik ve politik sorunları da beraberinde getiren bir pandemiye sebep olmuştur. Ülkemizde de Mart 2020 tarihinde ilk olgu saptanmış ve kısa sürede bugünkü bildiğimiz yere ulaşmıştır. Geçen dört ay dolayında başta ulusal ve uluslararası alanda çalışan konuyla ilgili bilim insanları bu evvelden bilinmeyen hastalığın anlaşılması ve tanı ve tedavi metotlarının geliştirilmesi için çalışmalar yapmakta ve elde edilen verileri paylaşarak hastalıkla savaşta ilerleme kaydetmeye çalışmaktadır. Hastalığın hızlı yayılmasını kontrol etmek, sağlık hizmetinin canlı ve aktif kalabilmesini sağlayabilmek amacıyla Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından belirlenmiş tedbirler uygulamaya konulmuştur. Halkımız çok sıklıkla hastalık hakkında başta yazılı ve görsel medya olmak üzere çeşitli kaynaklardan bilgilendirilmiş, bilinçlendirilmiş ve eğitilmiştir. Her şeye rağmen yetersiz, taraflı, kaynağı belli olmayan, bilimsellikten uzak, sonuç vermeyecek, ülke ve insan yararını ön planda tutmayan bilgi karmaşası ve kirliliği hizmet veren ve sağlık sistemini ayakta tutmaya çalışan çabalara katkı sağlamamış, aksine stratejilerin uygulamalarının aksamasına ve/veya gecikmesine yol açmıştır.

Ülkemizde yılda 1.5 milyon doğum olmaktadır. Bu ayda 100 bin dolayında doğum demektir. Nisan 2020 ayında 200 -300 bin gebenin COVID-19 salgınıyla karşı karşıya kaldığı ve hastalığın yayılmasının devam ettiği sürelerde her ay 100 bin gebenin aynı sorunla baş başa kalacağını göstermektedir. COVID-19 ve gebelik takibi, doğumun planlanması ve uygulanması ile ilgili olarak güncel bilgilerin ışığında Sağlık Bakanlığı’nın ve ilgili uluslararası derneklerin de katkılarıyla ulusal bir eylem /takip, tanı ve tedavi planı oluşturulmuş ve uygulamaya konulmuştur. Son güncellemelerde hastalığın gebelik üzerinde negatif etkisine dair açık bir kanıt bulunmamaktadır. Gebelikle ilgili güncellenen bilgiler COVID-19 pozitif  anneden doğan yeni doğanlarda hastalık olmadığını göstermektedir. Özellikle COVID-19 pozitif olan gebelerin takibi ve doğumları esnasında belirti vermeyen hastalık tespit edilmesi nedeniyle yayılmanın önlenmesi için tedbir alınması gerekli görülmektedir. Doğum sonrası emzirme ve yeni doğan takibi ile ilgili kılavuzlar geliştirilmeye ve yaygın olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda kendiliğinden oluşan gebeliklerin önlenmesi ve/veya ötelenmesi için herhangi bir neden görülmemektedir. Ancak bu konuda giderek artan bilimsel verilerin ışığında da bilimsel değerlendirmeler yapılarak daha doğru verilere ulaşılması için çaba sarf edilmekte ve belli aralıklarla güncellemeler yapılmaktadır.

Şu anda ülkemizde 1-1,5 milyon çiftin infertilite tedavisine ihtiyaç duyabileceği tahmin edilmektedir. Bu çiftlerin de kendilerine özel olarak sosyal, psikolojik, ekonomik zorluklar yaşadığı bilinmektedir. Bu tedavileri ülkemizde başarı ile yapan içinde 150’nin üzerinde YÜT merkezlerinin olduğu birçok uluslararası düzeyde kaliteli hizmet sunan tedavi merkezi bulunmaktadır. COVID-19 pandemisiyle ilgili yaşanan medikal sıkıntılar infertilite ile ilgili konularda da bazı sorunların ortaya çıkmasına yol açmış ve infertilite tanı ve tedavileri yavaşlatılarak durdurulmuştur. Bu karar ülkemizde özellikle hastalığın gidişatının anlaşılması, bazı bilimsel verilerin toplanması ve güncellenmesi; daha önemlisi hastalığın yayılmasının ve sağlık sistemi üzerinde oluşabilecek ağırlığının önlenmesi amacıyla alınmıştır. Sağlık Bakanlığının hastanelere göndermiş olduğu bir genelge bu karar için referans gösterilmiştir. Ancak bu genelgede kesin bağlayıcı bir ifade bulunmamaktadır. Bu yönergede Tüp Bebek Merkezleri haricinde ilaveten ayaktan hizmet veren bütün sağlık birimlerinin elektif müdahaleler yapmaması tavsiye edilmektedir. Bunun da asıl önemli amacının hastalığın kontrol altında tutulması ile ilgili olduğu aşikardır. Tüp Bebek ve infertilite tedavilerinin durdurulması sadece teknolojik olarak merkezlerde yapılan işlemleri durdurmakla kalmamış, ayrıca infertiliteye sebep olan ovulasyon bozuklukları, tubal faktör, erkek infertilitesi hatta poliklinik hizmetlerini de durma noktasına getirmiştir. İnfertil çiftlerin istedikleri zaman diğer tedavilerle elde edebilecekleri gebelik ihtimalinin de ertelenmesi durumu ortaya çıkmıştır. Konuyla ilgili meslektaşlarımızla birlikte tedaviye ihtiyaç duyan infertil çiftlerde de infertilite tedavisiyle ilgili olarak şüphe, kaygı, korku ve panik yaratılmasına yol açmıştır. Yapılan bir çalışma da infertilite sorunu yaşayan çiftelerin %80 ninin bu kararlardan olumsuz olarak etkilendiğini ortaya koymuştur.

Mart 2020 ayında Amerikan Üreme Derneği (ASRM) infertilite tedavisi yapan merkezlerin kendisince haklı olduğunu düşündüğü nedenlerle uygulamalarının durdurulmasını ve ötelenmesini tavsiye eden bir yazı yayımlamış ve 13 Nisan 2020’de güncellemiştir ancak 27 Nisan 2020’de zamana duyarlı hastalarda güvenli tüp bebek uygulamalarıyla ilgili bilgileri paylaşacağını duyurmuştur . Avrupa Üreme Derneği (ESHRE) ise bu konuyla ilgili 17 Nisan 2020 tarihinde özel çalışma grubunu oluşturduğunu duyurmuş ve ASRM ile aynı görüşte olduğunu bildirmiştir. Bu tavsiyeleri lokal ve ulusal hükümetlerin kendilerine ait güncel verilerin ışığında değerlendirmesini ve uygulamasını kabul etmiştir. 23.nisan 2020 tarihinde güvenli, sorumlu ve tedbirli davranıldığı takdirde infertilite ve tüp bebek merkezlerinde kademeli olarak tedavileri ülke şartları da göz önüne alınarak başlatılabileceğini duyurmuştur. Ülkemizde de konuyla ilgili dernekler, bilim adamları uygun tedavi şartlarını ve güvenli tedaviyi sağlayacak kılavuzları hazırlamaya başlamışlardır. Bu kılavuzlarda göz önüne alınan dikkatli ve tedbirli bir yaklaşıma devam edilmesi ve pandemik COVID-19 tehlikesi karşısında özellikle birçok ülkede hasta tedavisinde zorlanan sağlık sistemine ek bir yük yaratılmamasıdır. Sosyal mesafeye uyularak personelin hastalanmasının önlenmesine vurgu yapılmaktadır. Bazı bilinmezlerden dolayı tedavilerin daha sonra yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Ancak bu yaklaşım ile tedavilerin belirsiz bir zamana ötelenmesi, bazı çiftlerin çocuk sahibi olma hayalini tamamen ortadan kaldırabilecek bir sürece girmelerine yol açabilecektir. Bu nedenle çeşitli merkezler ve infertil hastalarla ilgili sivil toplum örgütleri tarafından da tartışma ortamı oluşturulmuştur. Ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri tarafından yapılan bu önerilerin beklenenin üzerinde bir etki yarattığı ve asıl hedefinden uzaklaştığı ,hasta haklarına ve gebe kalma hakkına aykırı bir ortaya çıktığı şeklindeki görüşler de ağırlık kazanmaya başlamıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere çiftlerin kendiliğinden gebelik planlayıp çocuk sahibi olabildikleri göz önüne alındığında yardımcı üreme teknikleriyle (tüp Bebek) ilgili görüşler aşağıdaki şekilde özetlenebilir;

1. ART tedavilerinin COVID-19 nedeni ile bilimsel bir risk faktörü oluşturduğuna dair şu anda veri olmadığı düşünülmektedir ancak bu kanıya varılmak için konunun çeşitli bilimsel verilerle desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır. Bu verilerin de hemen toplanamayacağı ve bir sonuca ulaşılamayacağı aşikardır ancak bilim insanları diğer konularda olduğu gibi kanıta dayalı iyi pratik yapılması için çalışmalarını sürdürecektir.

2. İnfertilite ve Tüp Bebek merkezleri kontrolsüz, tedbirsiz, bilinçsiz ve güvensiz ortamlarda hizmet verdiği takdirde diğer ayaktan hizmet veren poliklinikler, cerrahi girişim merkezleri, hastaneler gibi virüsün yayılmasına neden olabilir, virüsün kontrolünü engelleyebilir. Ancak bu merkezler sadece infertil çiftlere hizmet verdiklerinden kontrolleri daha kolay birimlerdir, gerekli tedbirler alındığı takdirde yayılmanın minimalize edilmesi mümkün olabilir.

3. Ülkemizde yılda 60-70 bin tüp bebek uygulaması yapılmaktadır. Bu rakam ayda 5000 tedavi uygulaması demektir. Her çift ortalama 4 kez merkez ziyareti yaptığı takdirde ülke genelinde 20 bin dolayında hasta merkez ziyareti olmaktadır. Bu sayı uygun online/internet üzeri hasta takibi ile yarı yarıya düşürülebilir.

4. Yılda yapılan 60 bin tedaviden en iyi şartlarda % 35 doğuma giden gebelik elde edilirse tüp bebek tedavisinden elde edilen bebek sayısı 20 bin olarak hesaplanabilir.

5. İnfertilite tedavisinin yalnız ART yardımı ile olmadığını düşünmek lazımdır. Oldukça uzun ve pahalı bu tedaviden önce yapılan çeşitli tedavilerin de çok büyük oranda çiftlere bebek sahibi olabilme şansı verdiği de bilinmelidir.

6. İnfertilite tanı ve tedavisi hizmeti veren birimlerin ve merkezlerin COVID-19 pandemisi ile mücadele günlerinde de devamlı olarak güncellenen medikal, bilimsel, sosyal, psikolojik ve ekonomik verilerin ışığında verecekleri hizmetin istenilen hedeflere ulaşabilmesi ve güvenli tedbirleri alarak tedavi hizmetini vermeleri sağlanması uygun olacaktır.

7. Planlama, organizasyon ve güvenli tedbirlerin saptanarak uygulanması ilgili bilim insanları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, bilim kurulları tedavi ünite ve merkezlerinin temsilcileri ile oluşturulmalıdır.

8. Sağlık Bakanlığınca oluşturulan ‘Üremeye Yardımcı Teknikler Yönetmeliğinde’ bu konuda güvenlik sağlayan köklü değişiklikler ilgili sivil toplum örgütlerinin de katkılarıyla gerçekleştirilmelidir. Bilim kurullarının teşkilinde, hasta takip, tedavi planlanması, veri toplama, embriyoloji laboratuvarı, ameliyathane, hasta odaları, anestezi, hasta konsültasyon kalemlerinde değişiklikler yapılarak yeni sağlık sistemi sunumuna hazır hale getirilmesinin sağlanması uygun olacaktır. Aksi takdirde;

a. Durdurulmuş uygulamaların ne zaman başlatılabileceği bilinemeyecektir. Aksiyon planları oluşturulamayacaktır. Merkezler hazır hale getirilemeyecek veya gerektiğinde hizmet sunulması aksayacaktır. Ayrıca süre uzadıkça ekonomik sorunlarla baş etmekte zorlanılacak, sağlık kuruluşları hizmet sunamaz hale gelebilecekler hatta kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır. Bu durumda ihtiyaç sahibi insanlar kaliteli, başarılı, güvenli hizmet almakta zorlanacaklardır.

b. Uzun yıllardır çocuk sahibi olabilmek için mücadele eden, kaynaklarını tüketen çiftlerin çok kıymetli zamanları harcanabilecek, ümitsizlik, korku ve kaygıları artacak ve panik yaşayabileceklerdir.

c. ART hizmetinin durdurulması bu tedavilerin güvenilirliği hakkında kamuoyunda bir şüphe ve olumsuz düşünceler yaratmıştır. Çünkü durdurulma nedeni kamuoyuna yeterince izah edilmeden kararlar alınmıştır. Son aylarda tedavilerle gebe kalanlar bilgi eksikliğinde gebeliklerinin mutluluğunu tam yaşayamamaktadır.

d. Bu korku COVID-19 sonrası devam edebilecek ve tedavilerde ilave gecikmelere yol açabilecektir.

e. Daha evvelki tavsiyelere uymayarak hasta alımını ve tedavisini devam ettiren merkezler rekabet ve etik kurallar dışına çıkarak haksız fayda sağlayabileceklerdir. Bu meslektaşlar arasında bir rekabet, çatışma, görüş birliği oluşmaması ve söylem farklılığı, kızgınlık, suçlamalara yol açıp tedaviler hakkında ve hizmet sunan merkezler ve medikal ekipler hakkında güvensizliği daha da derinleştirecektir.

f. Ülkemizin hastalık stratejilerine uyum sağlayarak alınacak kararlar doğrultusunda COVID-19 ile yaşamaya hazırlanan toplumumuzu destekleyecek ve paniği azaltacak, onları rahatlatacak medikal tedbirlerin ve uygulamaların alınması gerekmektedir. Geleceğin medikal hizmet sunumu ve organizasyonunda köklü değişiklikler olacağı aşikardır. İnfertilite ve tüp bebek tedavilerinin güvenli sunumunu ve hizmetin sunum zamanında sağlık sektörünün hazır olmasını sağlayacak tedbirlerin alınması, uygulama ve kontrol prensiplerinin belirlenerek hazır hale getirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Bu grupta embriyoloji ve üreme endokrinolojisi ve infertilite özel ilgi grupları koordinatörleri görevlendirilmiştir.

Bu çalışma grubunun oluşturulmasındaki amaç;

*Konularla ilgili güncel verilerin toplanıp değerlendirilmesi,
*Güncel veriler doğrultusunda ilgili kılavuzlara uygun şartların sağlanması

1.Özel hasta seçimi randevu sistemlerinin oluşturulması, on-line hasta görüşmeleri, e-Clinic, COVID-19 hasta takibi sistemi kurulması ile Güvenli Tüp Bebek, Güvenli Gebelik, Güvenli Cerrahi sistemlerinin oluşturulması
2.Merkezlerde genel ve özel durumlar ile ilgili organizasyonların tamamlanması
3.İyi Laboratuvar ve Klinik uygulama şartlarının sunumu
4.Güvenlik ve sorumluluk anlayışına uygun hizmet sunumunun sağlanmasıdır.

*Konu ile ilgili olarak personelimize hastalarımıza ve meslektaşlarımıza uygun bilimsel cevaplar verilmesi,
*Yeni bilimsel tanı ve tedavi gelişmeleri hakkında bilgiler elde etmek için bilimsel çalışmalar yapılmasıdır. Bu konularla ilgili çalışmalar son aşamasına getirilmiş ve hastalarımızın hizmetine en kısa zamanda koordineli olarak sunulacaktır.

Ülkemizde aile kurumuna ve doğurganlığın sağlanması ile devam ettirilmesine verilen önem ve devlet politikaları da göz önüne alındığında genellikle küçük görülen bir sorunun önemli sosyo-psiko-ekonomik hatta politik sonuçlarının ön görüsüyle, bütün tarafların lehine olacak bir stratejik çözümün yararlı olacağına inanıyoruz.

Şahsım ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz adına sevgi ve saygılarımla,