Web
Analytics
  • İngilizce
  • Arapça
  • Rusça
  • Arnavutça
  • Sırpça
  • Almanca

Polikistik Over

polikistik over sendromu
Polikistik Over

Son yıllar ile birlikte giderek daha fazla görülen rahatsızlıklardan biri olmaya başlayan polikistik over bir sendrom olarak doğurganlık üzerinde olumsuz etki oluşturan ve birçok farklı hastalık için de zemin oluşturan bir kadın hastalığı olarak biliniyor. Endokrin tabanlı bir hastalık olması ile birlikte özellikle üreme çağında bulunan kadınlar arasında yaygın olarak ortaya çıkıyor. Hastalığın temelinde yumurtlama bozukluğu oluşması yani kısırlık gibi bir zeminin görülmesi yer alıyor. Hastalık tedavi edilmediğinde, ilerleyen zamanlarda kalp-damar rahatsızlıkları, hipertansiyon ve birçok farklı ikincil hastalık ortaya çıkabiliyor.

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Bir kadın hastalığı olarak çocuk doğurma üzerinde olumsuz etki oluşturan polikistik over özellikle yumurtalıklarda küçük ve iyi huylu birçok kist oluşumu şeklinde gelişmektedir. Bu durum ile birlikte adet düzenliği şeklinde kendini belli eden durum, özellikle kilo artışı, sivilce oluşumu ve aşırı tüylenme gibi şikayetleri beraberinde getirir.

Hastalık sürecinde yumurtalıklar üzerinde oluşan kistler, yumurtlama düzeninin bozulmasına yol açar. Bu nedenle hastalığın görüldüğü kadınlarda genellikle çocuk sahibi olamama gibi bir sorun ortaya çıkmaktadır.

Yumurtalıklarda giderek sayısı artan kist oluşumları nedeniyle hormonal yapı bozulur ve sivilce oluşumu tüylenme gibi sorunlar ortaya çıkar. Bununla birlikte hem dış görünüş bozulur hem de yaşam kalitesi ve sosyal güven olumsuz yönde etkilenir. Yani hasta psikolojik sorunlar yaşamaya başladığı için mutlaka hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık bulunmaktadır.

Eğer rahatsızlık uzun süre devam eder ve tedavi uygulanmazsa, bu hastalıkla birlikte diyabet, metabolik sendrom, kısırlık, anksiyete bozukluğu, hipertansiyon, karaciğer yağlanması ve uyku apnesi gibi önemli sorunlar yaşanabilir. Özellikle kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde tedavi süreci hızlı bir şekilde başlatılmalı ve kilo kaybı sağlanarak hormon dengesi elde edilmelidir.

Polikistik Over Belirtileri

Tıp dilinde bir sendrom olarak adlandırılan polikistik over başlangıç döneminde belirgin belirtiler ortaya çıkarmaz. Ancak hastalık ilerledikçe belirli semptomlar görülmeye başlanır. Bazı belirtiler kişiye göre değişebilir ancak genel hastalık belirtileri arasında öncelikli olarak adet düzensizliği, kilo artışı ve tüylenme yer alır.

Temel belirtiler dışında çocuk sahibi olamama, ses kalınlaşması, saç dökülmesi, cilt lekeleri, göğüs hassasiyeti, yüz ve sırt üzerinde sivilce ve 2 adet döngüsü arasında kanama yaşanması gibi belirtiler görülebilir.

Sayılan tüm bu belirtiler sendromun en sık görülen belirtileri olmakla birlikte tüm hastalarda yaygın olarak görülen semptom ise adet düzensizliği yaşanmasıdır. Bu nedenle 13-19 yaş arasındaki genç kızlarda ilk adet sonrasında birkaç döngü sonrasında da adet görememe gibi bir durum başladığında, bununla birlikte aşırı kıllanma ve sivilcelenme gibi belirtiler ortaya çıktığında, hızlı bir müdahale gerekir. Ancak hastalık daha ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Polikistik Over Neden Olur?

Hastalığın sebebi net olarak bilinmemesine rağmen ortaya çıkışında genellikle çevresel faktörler ve kalıtsal faktörler göz önünde bulundurulmaktadır. Bilhassa ailesel yatkınlık önemli bir noktaya sahip olmakla birlikte ailesinde hastalık öyküsü bulunan kişilerin hastalığa yakalanma ihtimali daha fazladır.

Farklı bir durum olarak obezite, hastalığın oluşmasına zemin oluşturabilir. Fazla kilolu bir vücut ve buna bağlı şekilde hiperinsülinemi veya insülin direnci gibi rahatsızlıklar androjen hormonu sentezinde artış ortaya çıkarır. Bu durumda da cinsiyet hormonları dengesi bozulur sonrasında ise anovülasyon ve yumurta bozuklukları görülebilir. Yumurta oluşmaması ile birlikte kist oluşumları ortaya çıkar ve rahatsızlık kendini gösterir.

Rahatsızlığın nedenleri arasında özellikle bazı zararlı kimyasallara maruz kalmış olmak da gösterilebilir. Tarım ilaçları, bisphenol-a, dioksinler veya fitoöstrojenler gibi kimyasallar hormon üretiminde dengesizlik ortaya çıkarabilir.

Polikistik Over Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

Hastalıkta tanı konulabilmesi için öncelikle klinik bulgular, hastanın ortaya çıkardığı belirtiler ve radyolojik görüntüleme gerçekleştirilmesi gerekir. Örneğin, adet olma süresi normale göre daha erken veya daha geç ortaya çıkıyorsa ya da adet görememe, tüylenme, saç dökülmesi, ses kalınlaşması gibi durumlar görülüyorsa, pelvik veya vajinal ultrasonografi yapılarak, yumurtalık ve rahim kapsamlı şekilde incelenir.

Adet görmenin üçüncü gününde kan testi gerçekleştirilerek hormon düzeyleri ölçülür. Bu sayede hastalık tanısı konulabilir. Zaten hastalığın görüldüğü kişilerde hormon testi sırasında yumurtalık döngüsü üzerinde etkili olan FSH ve LH hormon seviyeleri normal değerler dışında olur. Östrojen düzeyi düşük erkeklik hormonu düzeyi normalden yüksek olur.

Farklı bir ayrıntı olarak yumurtlamayı sağlayan hormon seviyesi yumurtayı büyüten hormon seviyesine göre oranlandığında bu oran 3 ve üzeri olursa hastalığın ortaya çıktığı belirlenebilir. Ancak hastalık tanısında en önemli ayrıntı ultrasonografi kontrolleri yapılmasıdır.

Hastalık sürecinde yumurtlama olmamasının temel sebebi, yumurtaların bozulmuş ve hormon seviyelerinden dolayı doğru gelişmemiş yani yumurtalık ceplerinde birikerek kist oluşturmuş olmasıdır. Bu nedenle ultrasonografi kontrollerinde genellikle bir yumurtalığın veya her iki yumurtalığın multi kistik görünümde olduğu tespit edilir. Tek bir yumurtalık dahi bu görüntü ortaya koyarsa, hastalık tespit edilebilir. Sonrasında hastalığın şiddeti hafif, orta veya şiddetli olarak seviyelendirilir ve buna göre tedavi planlaması ortaya çıkarılır.

Polikistik Over Sendromu Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hastalığın tedavisini gerçekleştirmek için öncelikle bir endokrin uzmanı sonrasında kadın hastalıkları ve doğum doktoru inceleme gerçekleştirerek, kendi planlarını ortaya çıkarır. Genellikle tedavi süreci içerisinde hastalığın mücadelesi dışında yol açtığı farkı problemlerin ortadan kaldırılması için de tedaviler uygulanır. Bilhassa kanda kadınlık hormonunun üzerinde aktivite gösteren erkeklik hormonu seviyesinin düşürülmesi için antiandrojen ilaç tedavisi uygulanabilir.

Diyetisyenler tarafından hazırlanacak özel bir sendrom diyeti ile birlikte kişinin ideal kilosuna kavuşması sağlanır. İnsülin direnci azaltılır ve hastalığın seyrinde iyileşmeye yönelik etkiler elde edilir. Eğer hasta insülin direnci yaşıyorsa, oral antidiyabetik ajan kullanımı sayesinde kan şekeri ve insülin hormon düzeyi normal seviyelere alınır. Çünkü insülin düzeyi hormon düzeylerinde de önemli bir yere sahiptir.

Hastada aşırı tüylenme, sivilce sorunları ve adet düzeni sorunlarının ortadan kaldırılması için genellikle doğum kontrol hapları kullanılır. Bu sayede rahim kalınlaşması gibi sıkıntılar ortadan kaldırılabilir. Sendrom ile birlikte saç dökülmesi sorunu görülebileceği için vitamin ve mineral takviyeleri, doğal şampuanlar, saç ekim teknikleri tercih edilebilir. Hastalık süresinde akne ve sivilce problemleri için antibiyotik ve lazer epilasyon gibi teknikler uygulanabilir.

Tedavi konusundaki en önemli noktalardan birisi çocuk sahibi olmak isteyen kişiler için yine hastalığa yönelik uygulanacak bir takım ilaç tedavileridir. Hastada tedavi sayesinde komplikasyonlar ortadan kaldırılarak, hastalığın var olduğu evre aşağıya çekilir ve tamamen giderilmeye çalışılır.

Farklı hastalıklarda önemli bir konumda bulunduğu gibi bu hastalıkta da erken teşhis çok önemli bir noktadır. Çünkü hastalığın bulunduğu evreye göre tedavi planı gerçekleştirilir ve hasta ilerleyen bir evrede bulunuyorsa, tedavi hem daha uzun hem de daha ağır olacaktır.

Özellikle hastalarda sendrom nedeni ile hamilelik ihtimalinin ortadan kalkması ve çocuk sahibi olamama gibi sıkıntılar ön plana çıkmaktadır. Ancak çocuk sahibi olmak isteyen kişiler için doğru bir tedavi süreci yürütüldüğünde, hastalık tamamen kontrol altına alınarak doğurganlık tekrar mümkün hale gelir. Bu nedenle sendroma sahip olan kişilerin veya belirtileri gösteren kişilerin hızlı bir şekilde hekime başvurması ve tedavi sürecine en hızlı şekilde başlaması gerekmektedir.